info@hilasotel.com
Ladik / Samsun

Karadeniz’de Mutlaka Görmeniz Gereken 5 Yer

Türkiye’nin her köşesinde keşfedilecek muazzam güzellikler bulunmaktadır. Doğal zenginlikleri, tarihî dokusu ve kültürel çeşitliliği ile Türkiye, gezginlere birbirinden özel deneyimler sunar.

Özellikle Karadeniz bölgesi, doğa harikası yerleriyle adete cennetten bir köşe gibidir. Bu bölgede bulunan eşsiz güzellikteki sahiller, altın kumları ve berrak sularıyla sizi kendine hayran bırakacak niteliktedir.  Ferahlatıcı yaylalarıyla ünlü olan Karadeniz bölgesi, yemyeşil doğası ve temiz havasıyla bilinir. Her mevsimde farklı bir güzellik sunan bu yaylalar, trekking ve doğa yürüyüşü tutkunları için ideal bir destinasyondur. Doğal yaşamın içinde kaybolup, dağların zirvelerinde soluklanmak, Karadeniz’in sunduğu eşsiz deneyimlerden sadece biridir. Bununla birlikte, bölgedeki büyüleyici göl manzaraları da adeta bir tablo gibi karşınıza çıkar. Doğa ile iç içe geçen bir tatil arayanlar için Karadeniz bölgesi, huzurun ve dinginliğin adresidir.

İşte Karadeniz’de mutlaka görmeniz gereken 5 yer:

  • Rize Ayder Yaylası
  • Trabzon Sümela Manastırı
  • Samsun Şahinkaya Kanyonu
  • Sinop Erfelek Şelalesi
  • Amasya Kalesi

Rize Ayder Yaylası

Ayder Yaylası, Rize’nin doğal güzellikleriyle bezeli Çamlıhemşin ilçesinde bulunan bir cennet köşesidir. 1350 metre rakımıyla yüksek bir konumda yer alması, ziyaretçilere muhteşem bir manzara ve serin bir iklim sunar. Ladin ve kayın ormanlarıyla çevrili Ayder, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda tarihî ve kültürel öneme sahip bir noktadır.

Geçmişte Ayder yaylası, çevredeki köylüler için bir dinlenme alanı olarak kullanılırdı. Ancak günümüzde, turizmin etkisiyle Ayder Yaylası, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken bir turistik bölge haline gelmiştir. Özellikle Kaçkar Dağları’na kuzeyden yapılan tırmanışların başlangıç noktası olmasıyla da dikkat çeker. Yayla atmosferini hissetmek isteyenler için Ayder’de yapılan doğa yürüyüşleri, trekking ve yayla şenlikleri gibi etkinlikler de oldukça popülerdir. Ayrıca, Ayder çevresindeki şelaleler, derenin üzerindeki taş köprüler ve doğal termal sular gibi doğal güzellikleri keşfetmek için harika fırsatlar sunar. Ayder Yaylası, sadece muazzam doğasıyla değil, aynı zamanda sıcakkanlı insanlarıyla da hatırlanır. Yerel lezzetlerle dopdolu bir mutfak deneyimi yaşayabilir ve yöresel el işi ürünleri satın alabilirsiniz. Bu sayede, Ayder’de geçirdiğiniz zaman sadece doğayla iç içe bir tatil değil, aynı zamanda yerel kültürle de buluşma fırsatı sunar. Ayder Yaylası, tüm bu özellikleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunan benzersiz bir destinasyondur.

Ayder Yaylasında, yapabileceğiniz birçok aktivite vardır. İlk olarak günübirlik yayla gezilerine katılabilir, Çamlıhemşin çevresindeki bütün yaylaları keşfedebilirsiniz. Yaylanın muhteşem manzarasında piknik yapabilir ve doğanın eşsiz sanatını deneyimleyebilirsiniz. Ayder yaylasında bulunan Fırtına Vadisini gezebilir ve dağların tepesinden dökülen şelalenin büyülü atmosferini seyredebilirsiniz. Bununla birlikte Fırtına Vadisinde rafting heyecanını doyasıya yaşayabilirsiniz. Diğer bir adrenalin dolu eğlence ise Zipline binmektir. Zipline ile aksiyon dolu dakikalar yaşayabilirsiniz.

Trabzon Sümela Manastırı

Sümela Manastırı, tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan bir yer olarak Trabzon’un Maçka İlçesi’nde Altındere Vadisi’nde konumlanmıştır. Altındere Dere köyü içerisinde yer alan manastır, Karadağ’ın 300 metre yükseğinde, kayalıklara kurulmuş muazzam bir yapıdır. Manastırın diğer adı olan Meryem Ana, bu dini mekânın Meryem Ana’ya adanmış olmasından gelir.

“Sümela” kelimesi, manastırın kurulduğu Karadağlar’dan esinlenerek verilmiştir ve kelime anlamıyla “siyah” anlamına gelen “melas” kelimesinden türetilmiştir. Ancak, aynı zamanda Meryem Ana tasvirinin siyah rengiyle de ilişkilendirilmiştir.

Manastır, Bizans İmparatoru I. Theodosius döneminde (375-395) Atinalı rahipler Barnabas ve Sophranios tarafından kurulmuştur. Daha sonra, 6. yüzyılda İmparator Justinianus’un emriyle General Belisarios tarafından onarılmış ve genişletilmiştir. Ancak, manastırın önemi ve zenginliği, 1204’te kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği döneminde, III. Alexios (1349-1390) tarafından daha da arttırılmıştır. III. Alexios döneminde manastırın zenginleştirilmesi için fermanlar çıkarılmış ve manastır büyük bir ilgi görmüştür. III. Alexios’un oğlu III. Manuel ve sonraki prensler de aynı şekilde manastırı destekleyip zenginleştirmeyi sürdürmüştür. Bu fermanlar, manastırın maddi ve kültürel açıdan zenginleşmesine katkı sağlamış, aynı zamanda Sümela Manastırı’nı bölgenin önemli dini ve kültürel merkezlerinden biri haline getirmiştir. Osmanlı döneminde, Sümela Manastırı padişahlar tarafından korunmuş ve imtiyazlar verilerek desteklenmiştir. 18. yüzyılda ise manastırın birçok bölümü yenilenmiş ve duvarlara çeşitli freskler eklenmiştir. Bu dönemde manastır, sanatın ve mimarinin önemli bir örneği olarak zenginleşmiştir. Sümela Manastırı, daha büyük yapıların eklenmesiyle en parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde manastır, birçok yabancı ziyaretçinin ilgisini çeken ve kitaplara konu olan bir yer haline gelmiştir. Manastırın mistik atmosferi, tarihî zenginliği ve göz alıcı mimarisi, bu dönemde popülerliğini artırmıştır. Ancak, tarihler 1916’yı gösterdiğinde, Trabzon’un Ruslar tarafından işgali sırasında Sümela Manastırı’na el konulmuş ve 1923 itibariyle tamamen boşaltılmıştır.

Sümela Manastırı, bu zorlu tarihî süreçlere rağmen günümüzde ayakta kalmayı başarmış ve restore edilerek ziyaretçilere açılmıştır.  Sümela Manastırı, sarp kayalıklara oyulmuş mimarisi, freskleri ve tarihî dokusuyla günümüzde bir turistik cazibe merkezi olarak öne çıkmaktadır. Ziyaretçiler, bu tarihi manastırda geçmişin izlerini keşfederken aynı zamanda eşsiz doğal güzelliklerle çevrili bir atmosferin keyfini çıkarırlar.

Samsun Şahinkaya Kanyonu

Şahinkaya Kanyonu, Karadeniz’in doğal güzellikleri arasında öne çıkan, etkileyici ve büyüleyici bir destinasyondur. Samsun’un Vezirköprü ilçesinde bulunan bu muazzam kanyon, doğaseverler ve macera arayanlar için unutulmaz bir deneyim sunar.

Kanyonun 1500 metrelik uzunluğu ve 324 metrelik yüksekliği, doğanın görkemini gözler önüne serer. Kızılırmak Nehri üzerinde yer alan kanyon, en dar ve en uzun geçide sahiptir, bu da onu benzersiz kılan özelliklerden biridir. Altınkaya Barajı’nın suları içinde bulunan Şahinkaya Kanyonu, sular altında kalan muazzam bir güzellik sunar.

Türkiye’nin en büyük ikinci kanyonu olarak kabul edilen bu doğa harikası, 2015 yılında tabiat parkı ilan edilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm bölgesi olarak kabul edilmiştir. Bu sayede binlerce ziyaretçi, Şahinkaya Kanyonu’nun etkileyici atmosferini deneyimlemek ve doğanın muhteşem güzelliklerine tanıklık etmek için bu bölgeye akın eder.

Kanyonun güzellikleri sadece kendisiyle sınırlı değildir. Çevresinde keşfedilecek birçok başka doğal zenginlik bulunmaktadır. Her mevsimde farklı bir güzellik sunan çeşitli ağaç türleri, kanyon çevresini renklendirir ve doğanın tüm tonlarını gözler önüne serer. Vezirköprü ilçesindeki tarihi dokular, ziyaretçilere geçmişe yolculuk yapma fırsatı sunar, bu da ziyaretinizi daha da zenginleştirir. Şahinkaya Kanyonu’nu ziyaret ettiğinizde, sadece kanyonun eşsiz güzelliğini değil, aynı zamanda çevresindeki diğer doğal cazibe merkezlerini de keşfetme fırsatına sahip olacaksınız. Kanyonun sularında tekne turlarıyla unutulmaz anılar biriktirebilir ve suyun üzerinde ilerleyerek muazzam manzarayı doyasıya yaşayabilirsiniz. Ayrıca, eşsiz doğa manzaralarıyla çevrili bu bölgede, doğa fotoğrafçılığı tutkunları için birçok fırsat bulunmaktadır. Şahinkaya Kanyonu, adeta bir doğa şöleni sunarak ziyaretçilerini büyüleyen ve etkileyen bir atmosfer yaratmaktadır.

Sinop Erfelek Şelalesi

Erfelek Tatlıca Takım Şelaleleri, doğal güzellikleri ve huzurlu atmosferiyle Sinop’un nadide destinasyonlarından biridir. Şelalelerin keşfi, 1997 yılında Erfelek Barajı’nın yol yapım çalışmaları sırasında tesadüfen gerçekleşmiş ve bu doğal harika, o tarihten sonra turizme kazandırılmıştır.

Tatlıca Şelaleleri, aynı zamanda Erfelek ilçesine bağlı olduğu için Erfelek Tatlıca Şelaleleri veya Erfelek Tatlıca Takım Şelaleleri olarak da bilinir. Bu şelaleler grubu, Tatlıca Köyü’ne yakın bir konumda bulunmaktadır. Tabelalarda farklı isimlerle karşılaşabileceğiniz bu güzellikler, bölgenin en büyük turistik çekim kaynaklarından biridir.

Girişin ücretli olduğu bu şelaleler, Erfelek ilçesinin en önemli turizm kaynaklarından biridir. Şelale çevresinde bulunan mesire alanları ve kamp alanları, aileniz ve arkadaşlarınızla keyifli bir gün geçirmek için ideal bir ortam sunar. Doğanın eşsiz manzarası karşısında piknik yapmak, şelale sesleri eşliğinde dinlenmek ve huzurlu bir gün geçirmek isteyenler için mükemmel bir tercihtir. Erfelek Tatlıca Şelaleleri, hızla dünyanın en güzel mekanları arasında kendine yer bulma yolunda ilerlemekte ve her geçen gün yerli ve yabancı ziyaretçi sayısını artırmaktadır. Doğa tutkunlarının vazgeçilmez duraklarından biri haline gelen bu yerde, ulaşım ve gelişim için çeşitli projeler hayata geçirilmektedir. Şelaleler, merdiven şeklindeki basamaklarıyla dikkat çeker ve her bir basamağı ayrı bir heyecan sunar. Bu benzersiz yerde, kuşların melodik sesleri ve suyun akış sesi içinde şehrin gürültüsünden uzaklaşarak yeniden bir nefes alabilirsiniz. Erfelek Tatlıca Takım Şelaleleri, Sinop’un doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenler için eşsiz bir deneyim sunmaktadır.

Amasya Kalesi

Amasya Kalesi, tarihi zenginlikleri, stratejik konumu ve mimari özellikleriyle dikkat çeken önemli bir yapıdır. Harşena Dağı üzerinde yer alan kale, Amasya il merkezinin kuzeyini kaplayan bir alanda konumlanmıştır ve aynı zamanda Harşena Kalesi olarak da bilinir. Kaya üzerine inşa edilmiş olan kale, Yeşilırmak Nehri’ne 700 metre yükseklikte, dağdan ise 300 metre yüksekte bulunmaktadır, böylece stratejik bir avantaj sağlamaktadır.

Kale, tarih boyunca birçok farklı medeniyetin egemenliğine geçmiş ve birçok savaşın tanığı olmuştur. Mithridates’in inşa ettirdiği ya da Kumandan Karsan tarafından yaptırıldığı düşünülen kale, tarih boyunca Persler, Romalılar, Pontus ve Bizanslılar tarafından saldırılara uğramış, ancak her seferinde yeniden inşa edilmiştir. Türklerin Amasya’yı fethetmesinin ardından ise 1075 yılında önemli bir onarım görmüştür. Kalenin tepe noktasındaki kesme taşlarla yapılmış sur duvarları, özellikle dikkat çekicidir. Kaledeki Cilanbolu olarak adlandırılan dehliz, kayaya oyulmuş 150 basamaklı bir merdivenle ulaşılabilen sekiz savunma kademesine sahiptir. Ayrıca, sarnıçlar, su depoları, Osmanlı Dönemi’ne ait hamam kalıntıları ve Pontus Kral Mezarları gibi tarihi unsurları içinde barındırır. Kale, içerisinde yer alan İçeri Şehir (Hatuniye Mahallesi), Kızlar Sarayı ve Yukarı Kale olmak üzere üç bölümden oluşur. Amasya Kalesi hem tarihi dokusuyla hem de muazzam manzarasıyla ziyaretçilerini büyülemeye devam etmektedir.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Destek Hattı